UD İ HİNDİ VE UD İ HİNDİ YAĞININ KULLANIMI…

TIBBÜL NEBEVİYE AÇILAN YOLCULUK, BİLİNMEYEN ŞİFANIN BİLİNMESİ İÇİN İLK ADIM..

1çay kaşığı Udi-Hindi tozunu 1 bardak kaynamış suyla karıştırıp içilebilecek duruma gelinceye kadar bekletin. Sonra 1 çay kaşığı bal ilave edip yemekten yarım saat önce için. Bunu günde iki defa, sabah-akşam yapın. Bu karışım, tüm iltihabi hastalıkları yalnız başına ortadan kaldırabilecek bir güce sahiptir. Bu karışımın faydasını görmek için en az bir ay içmek gerekir. Kanı sulandırır, damarları elastikleştirir, tansiyonu normalleştirir. Beyin-kan dolaşımını iyileştirir, dikkati ve hafızayı güçlendirir, guatr düğümlerini eritir, faranjiti ortadan kaldırır, anjini kısa sürede iyileştirir, pankreas bezi hastalığının (pankreatit) tedavisinde benzersiz bir şifa kaynağıdır. Yalnız şekerin tedavisi sırasında balın dozunu azaltmak gerekir. Kroniki gastrit ve kolite karşı faydaldır, romatizma ve romatizmal poliartrite karşı mükemmeldir.

Kas ağrılarının tamamına karşı faydalıdır, safra söktürücüdür, safra ve böbrek taşlarını eritir, bağırsak kıvrımları arasındaki taşları eritir, sistit ve böbrek itihabına karşı faydaldır, bağışıklık sistemini güçlendirir, yıllarca sıkıntı çekilen alerjiyi ortadan kaldırır, kronik bronşit, astım, bronşit ve verem hastaları için şifa kaynağıdır. Damarları temizlediğinden ve kanı sulandırdığından kalp kan-damar sistemi için şifalıdır.

Peygamberimiz (s.), “tedavilerin en iyisi hacamat ve udi-hindi ile yapılandır” buyurmuştur.dikkat ederseniz bu hadis bir kurtarıcı gibi imdadımıza yetişiyor. Nerede endüstriyel tıbbın aciz kaldığı bir konu görsek tıbbıl nebevi bize yeni bir kapı açar. 

Bir kaşık bal, içinde 3-5 gram propolis, 3-5 gr ud-i hindi karışımı en güzel antibiyotiktir.

Bir kg bal içine 250 gr udi hindi tozu koyarsak ve iyice karıştırsak kalbinde delik olan çocukların kalp deliğini altı ayda kapatır. 

500 gram balın içine 200 gram çörek otu 200 gram ud i hindi 5 gram biberiye yağı 10 gram tane karabiber koyup güzel bir karışım yapsak. Bu karışım çocuk ve ergenlerdeki tüm bilinen görünen ve görünmeyen hastalıklarına şifadır. 3 ay devam etmek şartıyla…. 

Ud-i Hindi ve ud i hindi yağı  Faydaları:

* Boğaz ağrısına iyi gelir,

* Bademcik iltihabına çok faydalıdır,

* Akciğer rahatsızlıkları için yararlıdır,

* İdrar tutukluğuna iyi gelir,

* balgam söktürücü olarak etkilidir,

* gut hastalığı,

* karaciğer ve safra kesesi ağrıları,

* kansızlık,

* karaciğer temizleyici,

* kaşıntı ve egzama,

* sarılık,

* gastrit,

* zorlukla işeme ve kan işeme,

* dalak hastalıkları,

* küçük çocuklarda solucan ve şerit,

* bronşit ve öksürük için de faydalıdır.

* Merkezi sinir sistemini sakinleştirici etkisi vardır.

* Mikropları öldürücü etkisi de vardır.”

Şeker hastalığı için bir deneme :

200 gram andız pekmezi 100 gram udi hindi 50 gram çörekotu yağı 25 gram Propolis 25 gram kestane balı, 25 gram ısırgan tohumu. Bu karışım sabah ikindi ve akşam aç karna yenir. 6 ay devam edilir. Şifa haktan umulur ki bu karışım sebeb olur. 

Deneyip WhatsApp 0 552 3424300 hattımıza mesaj atarsanız memnun oluruz

Udi hindi yağının kullanım usulleri 

Ezber yeteneğini geliştirmek için biberiye yağı limon yağı ve udi hindi yağı karıştırılır ya sıcak suya damlatılır buharı çekilir yada burna çok az damlatılır. 

Vucudun çalışma mekanizmasını gençleştirmek için 1 birim acı kavun yağı 3 birim biberiye yağı karıştırılır. Omiriliğin tümüne sürülür. Üzerine strej film kapatılır. Geceden sabah A kadar bekletilir. Sabah ılık su ile yıkanılır. İlk bir hafta her gün. Sonra ayda iki defa yapılır. 

Tüm ödemler vucut kırgınlığı ve bağışıklık güçlendirmek için bir bardan suya 10 damla d vitamini 15 damla udi hindi yağı damlatılarak içilir. 

Sara ve diğer beyinsel rahatsızlık için 3 damla biberiye 12 damla udi hindi yağı ılık suya damlatılır. Üzerine yarım limon sıkılıp içilir. 

Bunlar Sufi tıbbı dan nasihatler ve tecrübelerdir.

Sizde bilgi birikim ve tecrübelerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. 

info@yedibolgedortiklim.com 

Bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Umarım faydalı olmuştur… 


			

Başlangıcın karanlık yüzü yalan…

Bu yazımızı hayatının her anını öğrenme ve öğretmeye adamış, derdi gelecek nesli kurtarmak olan idealist öğretmen Sabriye Pekşen yazmıştır. Kendisine buradan teşekkür eder minnettarlığımı sunarım.

BEBEKLERİ KANDIRMAK
Özellikle “Çocukları Kandırmak” diye bir başlık yazmadım. Zira daha bebekken çocukları kandırmaya başlıyoruz ve anlamıyorlar zannediyoruz. Biz anne babaların en büyük yanılgısı sanırım bu; “Anlamıyorlar zannetmek”! Halbuki çocuklar daha anne karnındayken bile etrafla ilgilenip öğrenmeye başlıyor. Doğduğu andan itibaren her şeyi çok büyük bir hızla öğreniyorlar. Yemeyi öğreniyor, gülmeyi ve güldürmeyi, ağlayarak istediğini yaptırmayı.. Düşünsenize doğduktan yaklaşık bir yıl sonra yürümeyi öğreniyorlar. Ama biz onları saf zannediyor ve gerektiğinde kandırmakta sakınca görmüyoruz.
İşte o anda çocuklara yalan söylemeyi öğretiyoruz ve farkında bile değiliz. Annenin bir işi var, diyelim akşama doğru gelecek. Çocuğu bırakırken ne der; “ Şimdi geleceğim.”, “Doktora gidiyorum bana iğne vuracak. Gelirsen sana da iğne vurur.” İşte biz çocuğumuzun ardımızdan ağlamasına kıyamayarak; ona öğretiyoruz ki “Sen de böyle yalanlar söyleyebilirsin. Bir mahsuru yok.” Çocuk kanmıyor çünkü. Bize inanmıyor ve yalan söylediğimizi biliyor.
Sonra yetişkinlerin dünyasında bakıyoruz. İnsanlar birbirlerine açık açık yalan söylüyor. Satıcı ürününü satabilmek için yalan söylüyor, çalışan iş yerine geç kalmasını açıklamak için yalan söylüyor. İşini gerektiği gibi yapmayan işçi, kusurunu örtmek için yalan söylüyor, geç kalan servis sürücüsü trafiğe takıldık diye yalan söylüyor..
“Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddık (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.” Hadis | (Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104)

Sabriye Pekşen öğrenen öğretici

https://sabriyepeksen.com/

Kadın 3.bölüm

KADIN 3. ZİHİN VE KALP

kadın a şiddetin kökenlerini aramak için çıktığımız bu yazı dizi yolculuğunda ikinci durağımız kalp  e geçmeden önce , tüm hastalığın kökeni olan kirletilmiş zihni nasıl tedavi edeceğimizi bilmek önümüzü aydınlatır.

Zihin kontrolümüz ve yahut kontrolümüz dışında kirlenir. Bu kirlenme devam ettikçe kronikleşmiş ruh ve beden hastalıkları kendini hissettirir. Toplumu kendine bağımlı hale getirmek isteyen bunlara en güzel manası ile   kötüler ,zalimler, tanrıcılık oynayan maskeliler adlarını verelim..

Bunlar  zihinleri şöyle kirletir dinin değer verdiği ve rabbim in kat i suretle emanet diye hediye ettiği kadını yaratıcıya düşmanlık yapmak niyeti ile aşağılamanın her yolunu kullanırlar. Reklam ,film, moda ,sihir ,büyü, eşler arasında ayrılıkları arttırma, aile yuvasına ve aile mahremiyetine müdahale, fuhuşu desteklemek ,alenileştirmek, haya ve namus kavramlarını basite almak, her film ve dizide kadına şiddet uygulamak ve bunu beynin alt yapısına yerleştirmek ,frekanslar ile oynayarak erkek ve kadınları azdırmak yada bu halden yoksun bırakmak , dünya metasına tapacak kadar iş yükü ve dünyalık elde etme yarışına insanları sokmak, kadın ve erkeği çokça çalışır hale getirip birbirlerine ve nesillerine zaman ayırmasını engelleyip zamanı çalma ve çaldığı zamanı onlara karşı kullanma, sağlıksız ,şüpheli ve haram gıdaları yedirmek, ayakta yemeye teşvik etmek. Fast food dediğimiz zehri enjekte etme, lokanta ve alışveriş kültürü ile mevcut aile yapısını bir arada zaman geçirmeyi yok etmek…..gibi aklımıza gelecek şeyler…

toplumlar kadınları kadar değerlidir. Kadın ına sahip çıkan toplum daima aziz olur ve her kavme efendi olur. Tabi bu sözü kadınları putlaştırmak tapmak manasında algılamamalı.. anlatılmak istenen mana yı şu tasvir anlatır diye düşünüyorum.

“Rabbilalemin kulu adem sevinsin ve ferahlasın diye adem aleyhisselamın kalbe en yakın kemiğinden annemiz havvayı yarattı. Hiç düşündünüz mü neden kalbe en yakın kemik . beyne değil ayak a değil de kalp. Çünkü kadın ancak kalple sevilir. Kalp her iyiliğin ve merhametin sembolü ve kaynağıdır.”

sizin en hayrlınız eşlerine karşı en şefkatli  ve merhametli davrananınızdır . yahut onlara iyi davrananınızdır. Ölçü bu…

şimdi zihni temizleyip kalbe geçelim…

zihin temizliği

inanç : inanmak lazım. Allahu tealayı inanıp ,kabul edip seveceğiz. Bu sevgiyi dil kalp ve bedenle ifade edeceğiz.

Beden temizliği tam olacak.

Sağlıklı ve helal şeyler i yeterince yiyeceğiz.

Şükür ve dua edeceğiz.

Kötü düşüncelere kapılıp onları kendimize çekip imtihan haline girmeyeceğiz. Her şey hakkında iyilik düşüneceğiz.

Bir kötülük yapınca karşılığında hemen iyilik yapıp af dileyeceğiz.

Selam vereceğiz. Yoksul ve yetimi doyuracağız. Tebessüm edeceğiz.

Bedenimizi hareket ettireceğiz. Doğru nefes almayı öğreneceğiz.

Muhakkak bir el sanatımız olacak. 

Gökyüzü seyredeceğiz , deniz i hissedeceğiz. Doğadan haz alacağız. Güzel görmeye çalışacağız.

Ya latif esması zihni olgunluk seviyesine getirir .kötü anıları siler .iyilere yer açar..

Gül koklayıp çokça salavat getireceğiz. Salavat zihnin frekens seviyesini ve ezber yeteneğini geliştirir.

Akgünlük ve siyah  kuru üzüm ü beraber tüketeceğiz ki dışarıdan zihne yapılan müdahaleler etkisiz olsun.

Yağlardan biberiye yağı yahut udi hindi yağını bir damla sağ ve bir damla sol burna çekeceğiz ki gözün gördüğü haramlar beyinde yer etmesin.

Erkekler Perşembe akşamı sürme çekebilir bu gözün haram a çokça bakmasını engeller.

Bu kısa tavsiyelere uyabilirsiniz daha çok sorunuz varsa  mail atabilir yada whatsapptan yazabilirsiniz.

Şimdi  yetişkinlik yaşındakilerin geçmesi gereken kalp makamından bahsedelim. İlk makam makam ı nefs yani benlik makamı idi. Ve süresi doğumdan erişkinliğe kadar olan süre idi daha fazla bu makamda kalınınca bir çok kötülük ve kötülüğe sebeb olan kronik rahatsızlıkların olacağını diğer yazımızda yazmıştık.

Makam ı kalp…

Her iyiliğin olduğu ve iyiliği barındıran her güzelliğe doğru açılan bir yolculuktur. Tabii ki bir kaptanla…

Yazımız devam edecek….

Bir genç kızın diliyle tesettür…. Renginden tutunda üzerindeki desene, dikişin nerede başlayıp nerede bittiğine kadar dikkat ettiğimiz”tesettür”ü o kadar irdeledik, inceledik, eleştirdik ancak ne yazık ki tesettür üzerine tefekkür etmedik.Biçime o kadar odaklandık ki “asl”ı düşünmeyi dahi düşünemedik. Tesettürün manasına dalmadık,tefekkür etmedik. Bazen müthiş bir rıza göstererek dedik ki beni yaratan Rabbim emretti, bendeemre itaat ettim. Bazen de tesettür ayetlerini okuduk, onları hadislerle harmanladık ve tesettürüngerekliliğine dair hem dini hem dünyevi gerekçeleri topladık dolayısıyla aklımızı da gönlümüzü razıettik. Bunlar çok, çok güzel. Ancak bazen de böyle gördük böyle devam ettirmeye çalıştık yani örfenyaptık bunu. Tesettürün nasıl olması gerektiğini dahi araştırmadık çevremizden ne gördüysek onlarıgeçiriverdik üstümüze. Sonra n’oldu peki? İçi boş dışı kumaş kaplı bir tesettür çıktı ortaya. O boşluğuşuur doldurmadığından şuursuzca yön verdik/verildi tesettüre. Sahi nedir tesettür? Kelime anlamınıhatırlatmak değil amacım. Sizin için nedir? İçinize dönüp sorduğunuzda aldığınız yanıtlar nedir? Şimdibu aklımızın bir köşesinde dursun, beyin onu tekrar tekrar sorgulasın içinde. Biz derine inmeye devamedelim.. yaşımız ilerledikçe geriye dönüp bakma ihtiyacı hissederiz bazen. Bu zamana kadar ne yaptıkderiz ve başlarız saymaya.. peki kim için yaptık? Kendimiz için mi? Kendim için yaptım, ben istediğimiçin bu kararı verdim bu yolu seçtim dediğimiz bir çok şey de dahi aslına indiğimizde bazı kararlarıannemiz ya da babamız bizi daha çok sevsin istediğimizden alırız, bazı değişimleri çevremiz biziyargılamasın, onların yargılayıcı-küçümseyici bakışlarını üzerimize almak istemediğimizden yaparız,bazı başarıları, değerleri ise sevdiğimiz, çokça önemsediğimiz insanların gözlerini parlatmakistediğimizden elde ederiz. Kendi kararım, kendi isteğim benim yaşam tarzım dediğimiz şeylerinaltında çoğunlukla bunlar yahut bunlara benzer sebepler, bazen de çocuklukta yaşanmış olaylarınizleri yatar. Bunları fark etmek ve farkındalıktan sonra gelen kabullenmek çok zor olsa da kendihayatımızı bilincine vararak yaşamak yaşlılıkta, günün birinde “ben, bana verilen bu hayatı kimin içinyaşadım, kimleri mutlu etmek için şekillenirdim tüm hayatımı” serzenişinden, geç gelen farkındalıklagelen “ah” tan efdaldir diye düşünüyorum.Müslüman bir anne babanın evladı olarak doğduğumuzdan çocukluktan itibaren şuuruna varıncayakadar bir taklidi imana sahibiz. Çocukluktan itibaren başlanan sorgulamalardan sonra yetişkinlikevresinde buna eklenen araştırmalar, okumalarla bu imanımızı tahkiki imana çıkartmaya çalışırız. Ohalde tıpkı iman meselesinde olduğu gibi tesettürümüzü de tahkike çıkarsak? Önce tesettürayetlerine baksak sonra o ayetlerin tefsirlerine.. Daha sonra bu konudaki hadislere, sahabehanımların tesettür hassasiyetlerini araştırsak.. Sonra ehli sünnet hocalarımızın tesettür konulu bir ikiyazısını okusak. Sonra mı? Sonrası tefekkür.. uzun uzun tefekkür..Şimdi soruyorum. Ne için, kimin için tesettürlüsün? Kimi razı etmek istiyorsun? Kimin beğenisinialmak için, kime kendini kanıtlamaya çalışıyorsun? Örtünü sağdan soldan çekiştirerek, değiştirerekbiraz daha modern olmak uğruna verdiğin çabanın sana dünya menfaatinden başka getirisi ne olacak?Peki bu bozduğun tesettürle elde ettiğin statü/beğenilme/takdir edilme/sevilme senin ebedihayatında sana ne olarak dönecek? Kalbimize dönelim, içimize soralım bunları ve cevaplarını tefekküredelim.. hayırla kalın.Ayşe DOĞAN

Kadın 2.bölüm

Zihin ve ruh

Kadınlara zulm ve eziyet edenlerin zihin ve ruh dünyalarını anlayabilmek için yazı dizimize devam ediyoruz…

Erkeği tamamlayan ve mükemmelleşip Rabbi tanımanın yolunda yardımcı olan, neslin devamının vazgeçilmez sebebi, iyi ve güzel olursa huzurun mimarı kadın…

Neden i bulmak için zihnin ve ruhun makamını bilip öğrenmek gerek…

“kötü düşünme, umutsuz ve karamsar olma. Güç ve kuvvet Allah’tandır.” bu iyi dilek tüm peygamberlerin ortak sözüdür.

Zihin ve sağlık arasındaki ilişki?

Gerçek anlamda bir sağlıklı olma halinin tanımı için varlığın fiziki, zihni ve ruhi boyutlarında bilgi ve yorumlara sahip olmamız gerekmektedir. Varoluşun bu boyutlarının her birini anlayarak, bunları dengeleme ve bozukluklarını sağaltmanın doğru modellerine ulaşabiliriz. Hastalıkların nedenleri yeterince derinliğe incelenirse, tümünün kökeninin zihnimizde yattığı söylenebilir.

Bir hastalığın var olabilmesi için zihnimizde var olması lazımdır.

Zihin, hakikat aleminde yaratıcıyı bulma yolundaki, yol gösterici akıldır.

Zihin kirlenir yada dışarıdan müdahale ile kirletilince ortaya tedavi edilmesi zor olan hastalıklar ortaya çıkar.

Zihin kirlenmesini arttıran ve tetikleyen şey, fuhşiyat, vahşet içeren içerikler, çıplaklığın ön planda tutulması, küfür sözler, çok düşük ve çok yoğun süregelen frekans ve sesler.

Zihin kirlenir yada kirletilince ani patlamalar, öfke nöbetleri, vahşice durmak bilmeyen bir duygu ile acı verme isteği, suçluluk ve korku hissi, ölüm korkusu vs.

Kadınları vahşice öldüren veyahut kadınları şiddetli dövenlerin zihni kirlenmiş yada kirletilmiştir….

Zihne yine devam edeceğiz….

Ruh

Ruh ve hastalık ilişkisi

Ruhi iyi tanımak için Sufi kaynaklardan istifade edeceğiz. Çünkü onlar bu işin sırrını yüzyıllar boyunca bilir ve uygularlar..

Yaşam süresince fiziki beden bebeklik, gençlik, erişkinlik, yaşlılık gibi süreçlerden geçer. Benzer şekilde, ruh da özgün gelişimsel evrelerden geçer.

Sufiler ruhun bu gelişim evrelerini makam olarak belirtir, vasıflandırır ve tedavi de ruhun bu makam ve vasıflarını kullanırlar.

Ruhun makamlarını tanımak için adlandırılması

Makam en nefs :benlik makamı , doğumdan gençlik zamanına kadar bu makamda durmak sadece karar aşamasında, iyi ve doğruyu bulmada etken olur. Bu makamda çok durmamak gerekir. Bu makamda çok kalınınca benlik e ait hastalıklar baş gösterir.

Pek çok kişi erişkinlik ve hatta yaşlılık döneminde bile, bu ilk benlik makamından ayrılmaya bilir. Böyleleri, bedenlerinin sonsuz isteklerini tatmin etmekten ibaret olan yaşam biçimlerinde ısrar etmekten vazgeçmezler.

Kronik ve yıkıcı olarak tanımadığımız psişik ve fiziki hastalıkların çoğu bu makamda çok uzun süre kalmanın sonucudur.

Korku, endişe, şüphe, benlik, çılgınlık, çokça manasız ağlama; depresyon, paranoya, cinsel sapıklıklar ve intihar ;psişik temelli hastalıklardır ve benlik makamı ile ilgili bu dengesizlikler, erişkinlik döneminde bu makamdan ayrılamamış kişilerde sıkça görülür.

Zihnin ve ruhun halini tanımaya devam ettikçe kadın ı daha iyi anlayacağız tabii ona zulme devam edenleri de…

Yazımız devam edecek. Daha güzel bir yazı için yorumlarınızı bekliyoruz.

Biraz reklam olacak

Alışveriş sitemiz : http://www.yedibolgedortiklim.com

İnstagram hesabımız :

@yedibolgedortiklim

Facebook hesabımız yedibolgedortiklim

YouTube kanalımıza üye olabilirsiniz

https://www.youtube.com/channel/UCwiwy70VPdoj7aPxndsjF0Q

Kadın

Kadın a şiddetin altında yatanlar nelerdir?

Kadın, gözümüzü açtığımızda annemiz, yeri geldi bizim derttaşımız kardeşimiz, yeri geldi gönlümüze taht kuran eşimiz…

Kadın, Sevgi dini İslamda Sevgili, korunması gereken, duasıyla yol alınabilen, yaratıcımızın bize lutufla gelen ihsanı ve hakkında suale tutulup hesaba çekileceğimiz, cennetin tüm nimetlerine karşı aranılan vazgeçilmeyendir…

Peki bu kadar değer verilen, yaratıcı katında ve peygamberleri katında bu kadar değerli olan kadınlar neden vahşice katlediliyor… Neden… Neden…

Her neden zihinde şekillenir.

Zihin kirletilince, hakikate ve hikmete kapısını kapatınca, Sevgi adına olan her şey i nefrete ve yok etmeye meyl ettirir.

Zihni neden kirletmek isterler?

Bu zihni nasıl kirletirler?

Amaçları ne?

Kim bunlar?

Yazı dizimiz devam edecek….

Yazı dizimizi sesli dinlemek için bağlantıyı tıklayın yada YouTube kanalımız dan dinleyebilirsiniz.

Sarımsak için küçük bir tanıtım…

Sarımsağın hikayesi insan gibidir. Niyet ile dikilir ve teslimiyetle toprağa bırakılır. Toprakla bir araya gelince tohum, toprağın sevgisinde yeşerir, çiftçinin sevincinde büyür, yiyenin niyetinde şifa olur.

Bu şekilde yeşeren sarımsak her türlü hastalığa karşı koruyucu bir kalkan olur.

Sarımsak şifa yolculuğunda bir çok yardımcı ile işbirliği yapar, bunlar kimi zaman limon olur, kimi zaman bal olur, kimi zaman elma sirkesi, kimi zaman zeytinyağı kimi zamanda taze köy yumurtası olur. Bu yardımcılar la ispat edilmiş bir şifa vesilesi olduğu hastalık vardır.

sarımsak mı şifa?kullananlar mı şifalı?…

Sarımsağın bazı faydalarını yazalım. yazının sonunda hastalığınız ile ilgili alanları doldurursanız şifa için yardımcı olacak yollar yazarız…..

sarımsakla devam edelim. insan vucudunun oluşum evrelerine benzetilen sarımsak insanoğlu için vazgeçilmez bir lutuf ve nimettir. kötü kokusu dışında bir eziyeti yoktur. kötü koku kaynağı içindeki yoğun mineral ve vitaminlerdir. küçücük yere bu kadar şey sığdırmak sadece Rabbil aleminin hikmetidir.

yaşlanma etkilerini yavaşlatmak için her gün sarımsak yutmalı veya 3 diş sarımsağı ezip bal şurubu ile içmelidir.

Bir baş sarımsak on adet yeşil zeytin bir adet orta boy havuç , yarım litre su ile pişirildikten sonra blender dan geçirilip iyice süzülür . Bu su adet kanamasını söker ,doğumdan sonra eşin atılmasını sağlar ,karında su toplanmasına çok iyi gelir .

çiğ sarımsak yemek krampları yok eder , gazı defeder,adet kanamasını uyarır ve doğum sonrası eşin kolay atılmasını sağlar.

ağır enfeksiyon hastalıklarında ( verem ,AIDS vs. ) her sabah 3 baş sarmısak dövüp ballı su ile karıştırarak içmek gerekir.

Böbrek ve safra taşlarını eritmek için sarımsak kullanımı:

100 gr. limon suyu ,100 gr. zeytinyağı ,3 baş ezilmiş sarımsak 50 fgr. maydanoz yaprağı suyu karıştırılır ve her akşam bu karışımdan 50 gr. içilir.sabah özel hazırlanmış sır karışımdan bir tatlı kaşığı içilir. blokumuz dan sır karışıma ulaşabilirsiniz.

Sarımsaklı Zeytinyağı Yapımı ve Şifası:

bir cam kap içinde 200 gr. zeytinyağı ile bir baş sadece kastamonu taşköprü sarmısağı dövülmüş halde karıştırılır, kapağı iyice kapatılır ve buzdolabına konur. 24 saat sonra süzülür . 3 gün karanlık ve serin bir yerde bekletilir. günün sonunda günde 30 gr. sarımsaklı zeytinyağı aynı miktar limon suyu yada doğal en az üç yıllık elma sirkesiyle karıştırılarak içilir. Bu karışım mideyi ,bağırsakları ve karaciğeri temizler.

Uykusuzluğa karşı sarımsak kullanımı :

24 tane limonun suyu 350 gr. dövülmüş (tahta havanla) sarımsak ,bir cam kap içinde ,üzeri üç kat bezle kapatılarak,karanlık ve serin yerde 21 gün bekletilir. sonra süzülüp buzdolabına konur ,karışım bitene kadar sabah akşam bir yemek kaşığı içilir.karışım mükemmel bir damar açıcı ve temizleyicidir. temizlenen damar ve organlar insanda rahat bir uyku hali yapar.

Sarımsak…

sarımsağa ulaşmak için tıklayın..https://www.yedibolgedortiklim.com/taskopru-sarimsak-1

İlk yabani hayatta hayvanların bildiği ve kendilerini tedavi amacıyla kullandığı insanlık tarihi kadar eski bir bitkidir sarımsak…..
İnsanlar bu bitkiyi tanımaya başladıkça yerleşik hayatla beraber ekmeye başladılar . Bu zamandan sonra mısırda köleleri ayakta dinç tutan ve çalışmalarını hızlandıran bir etmen.

Romada erkekliğin ve savaşçı olmanın gerekli olmazsa olmazı..

vebalı günlerde vebadan koruyucu baş yardımcı …. filmlere konu olmuş şekliyle vampir kovucu..

velhasıl sarımsak doğru zamanda ve doğru usulde kullanıldığında bir çok şifaya vesile olur.
bunlardan biri özel oluşturduğumuz sır karışımdır. buradan okuyabilirsiniz..https://yedibolgedortiklim.wordpress.com/2020/03/22/bir-karisim-bin-deva/

peki her sarımsak bu kadar büyük şifaya sebep olabilir mi ?

bunca yıllık tecrübe ve araştırmalarımız her sarımsağın etkisinin aynı olmadığı içlerinde en etkililer inin açık arayla Kastamonu ilimizin Taşköprü sarımsağı olduğudur.
bu sarımsağın çok etken olmasının en büyük sebebi toprağında selenyumun çok olmasıdır. bu sebeple sarımsağın ekiminin yapıldığı yerlerde kanser vakıaları yok denecek kadar azdır. erkek çocuk doğma oranları yüksektir.

Sarımsak nelere iyi gelir ?

kanı temizler,akciğer ,karaciğer ,safra kesesi ve kalbi kuvvetlendirir. iltihabı kurutur ve bütün hastalıkları yok eder.Atardamarlarda ki kireçlenme ,daralma ve tıkanıklığı gidermek için sarımsaktan daha iyi ilaç yoktur. kurtları döker ,tüberküloz bakterisi dahil zararlı mikropları ,virüsleri ve parazitleri öldürür , tansiyonu ve ateşi düşürür ,kanı sulandırır,iştahı açar .Ateşli şişlikleri indirir ,iltihaplı yarayı kapatır; kanı kolesterolden arındır,yüz rengini güzelleştir ,salgı bezlerinin normal çalışmasını sağlar .bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ,genetik mutasyonlara karşı direnci arttır….

Sarımsakla ilgili yazı dizimiz devam edecek….

Güzellik üzerine küçük tüyolar

http://www.yedibolgedortiklim.com

Güzelleşmek, her mevsim açan bir çiçeğin yüzde bıraktığı tebessüm ve mutluluktur.
güzelleşmek önce insanın iç dünyasındaki karamsarlığı terk etmesi ve kendi ile barışık yaşamasıyla orantılıdır. güzelleşme deki hüner her başına gelen ne olursa olsun onda hikmet ve tebessümü ortaya çıkaracak şükrü bulmaktır .

Hadi biraz güzelleşelim. önce kırışıklıklardan kurtulalım:

bunun için şuna ihtiyacımız var. gerçek doğal zeytinyağı ve maden suyunun doğalı.

yarı oranda zeytinyağı ve maden suyunu bir gece dondurucuda bekletin. bir gün sonra gece yatmadan önce yüzünüze ve dilerseniz tüm vücudunuza yumuşak pamuk bir bezle nazikçe yedirerek sürünüz. bu yüzü ve vücudu besleyerek kırışıklıkları giderir ,yüzü ve vücudu parlak yapar.
haftada bir gün yüzünüzü doğal gül suyu ile yıkayınız. ardından gül yağı ile ayda bir yağlayınız. değişime inanamayacaksınız. kırkında yirmisinde gibi görüneceksiniz. bu tecrübe edilmiştir.

Tabii birazda zayıflayayım.

Bölgesel zayıflamak için şu terkip tecrübe edilmiş ve bir çok kişi tarafından faydalı görülmüştür.

Bunun için gerekli olan malzeme :

elma sirkesi

aspiryağı

eğir (hazanbel) kökü

bir çorba kaşığı elma sirkesinin içine 7 damla aspir yağı koyunuz. her yemekten sonra ya bu şekilde içiniz yada bir bardak suya bunları koyup içiniz . etkisini on dört gün içinde hissedersiniz.

bir parmak boğumu kadar olan eğir kökünü bir çay fincanı soğuk suda gece bekletiniz. gündüz kaynatınız ve her yemekten önce ve sonra bir yudum içiniz.

şifa üzerinize olsun. gönül şifa diler imtihanda olsa şifa ,şifadır.